Eşler Birbirinden Ne Kadar Ayrı Kalırsa Nikâh Düşer? Tarihsel Bir Bakış Geçmişi anlamadan, bugünümüzü tam olarak kavrayamayız. İnsanlık tarihinin derinliklerine indiğimizde, eşler arasındaki ilişkiler ve bu ilişkilerin toplumsal, kültürel ve hukuki boyutları, bir hayli ilginç ve farklılıklar gösteren dinamiklere sahiptir. Geçmişten günümüze, eşlerin birbirinden ne kadar ayrı kalmasının, nikâhı etkileme sınırları sürekli olarak değişmiştir. Zaman içinde, toplumsal değerler, hukuk sistemleri ve bireysel haklar arasındaki kırılma noktaları, eşlerin birbirinden uzaklaşmasının ne anlama geldiğini ve bunun nikâh üzerindeki etkilerini farklı şekillerde şekillendirmiştir. Tarihsel Süreçte Evlilik ve Ayrılık Evlilik, tarih boyunca sadece bir duygusal birliktelik değil, aynı zamanda toplumsal bir sözleşme, ekonomik bir…
2 YorumEtiket: bir
Ölümsüz Denizanası Var mı? Küresel ve Yerel Perspektiflerden Bir Bakış Hayatın sırlarına merakla yaklaşan biri olarak, her zaman farklı açılardan bakmayı, bilimle kültürün kesiştiği noktaları keşfetmeyi sevmişimdir. İşte bugün de ölümsüzlük gibi insanlığın binlerce yıldır peşinden koştuğu bir konuyu, bir denizanasının varlığı üzerinden ele almak istiyorum. Samimi bir sohbete davet eder gibi düşünün; çünkü bu yazı sadece bilgi vermekle kalmayacak, sizleri de tartışmaya katılmaya çağıracak. Ölümsüzlük Düşüncesi ve Denizanasının Hikâyesi Bilim dünyasında adı sıkça geçen Turritopsis dohrnii, yani “ölümsüz denizanası”, biyolojik ölümsüzlük kavramına en çok yaklaşan canlılardan biri olarak kabul ediliyor. Hücrelerini gençlik evresine geri döndürebilme yeteneği sayesinde, teorik olarak…
2 YorumHırdavatçı Ne Satar? Ustalığın Görünmeyen Envanteri “Hırdavatçı ne satar?” sorusu, basit bir ürün listesinden fazlasını çağırır. Hırdavat dükkânı; ev tamiri, inşaat, tesisat, metal işçiliği ve DIY kültürünün tüm küçük ama kritik parçalarını bir araya getiren, kent ekonomisinin sessiz omurgasıdır. Burada satılan her şey; bir kapının menteşesinden bir çatının vidasına, bir musluğun contasıyla bir atölyenin ölçü aletine kadar, küçük parçalardan büyük sistemler kurma fikrini taşır. Tarihsel Arka Plan: Demirciden Nalburiye’ye, Oradan Yapı Marketlere Osmanlı şehir dokusunda demirci, marangoz ve nalbant gibi zanaatkârların ürettiği küçük metal parçalar, gündelik hayatın altyapısını kuruyordu. Zamanla bu parçaların üretimi zanaatkâr tezgâhlarından ayrışıp ticarete konu olunca “hırdavat”…
16 YorumPara Harcamayan Kişiye Ne Denir? – Tutumluluk, Cimrilik ve Sosyal Duyarlılığın Kesişimi Gelin dürüst olalım: “Para harcamayan” birini duyduğumuzda aklımızdan geçen ilk kelime çoğu zaman cimri olur. Ama ya o kişi aslında sadece bilinçli bir tüketici, sürdürülebilirlik yanlısı biri ya da ekonomik adaletin savunucusuyorsa? “Para harcamamak” artık sadece kişisel bir özellik değil, toplumsal bir tavır haline geliyor. Bu yazı, cüzdanını kapalı tutanların etik, psikolojik ve toplumsal yönlerini empatiyle ama cesurca konuşmak isteyenler için. Tutumluluk mu, Cimrilik mi? Aradaki Çizgi Nerede? Türkçe’de “para harcamayan” kişi için kullanılan kelimeler genellikle olumsuz çağrışımlıdır: cimri, pinti, eli sıkı… Oysa tutumluluk, aklın ve vicdanın ortak…
10 YorumLösemi Bulaşıcı Bir Hastalık mı? Farklı Bakış Açılarıyla Derinlemesine Bir İnceleme Hayatın içinden gelen konulara farklı açılardan bakmayı seven biri olarak, bugün belki de birçok kişinin kafasını kurcalayan bir soruya birlikte yanıt arayalım: Lösemi bulaşıcı bir hastalık mı? Bu soruya hemen “hayır” demek kolay olsa da, arkasındaki düşünceleri, insanların bu konudaki farklı yaklaşımlarını ve toplumda nasıl algılandığını anlamak bence çok daha değerli. Çünkü bazen sadece doğru bilgi değil, o bilginin insan hayatına dokunuş şekli de önemlidir. Önce Temel Gerçeği Koyalım: Lösemi Nedir ve Nasıl Oluşur? Lösemi, kemik iliğinde başlayan ve kan hücrelerinin anormal şekilde çoğalmasıyla ilerleyen bir kan kanseri türüdür.…
6 YorumGüneş Lekeleri En Hızlı Nasıl Geçer? Kültürlerin Işığına Antropolojik Bir Yolculuk Bir antropolog olarak, insanın bedeniyle kurduğu ilişkinin yalnızca biyolojik değil, kültürel bir deneyim olduğuna inanırım. Güneş lekeleri… kimine göre yaşanmış yılların izi, kimine göre güzelliğin bozulmuş simetrisi. Ama her kültür, bu izlerle farklı biçimlerde konuşur; kimisi onları gizler, kimisi kutsar, kimisi de bir arınma ritüeliyle silmeye çalışır. Bu yazıda “Güneş lekeleri en hızlı nasıl geçer?” sorusunu sadece dermatolojik değil, antropolojik bir mercekten inceleyeceğiz — çünkü her leke, aslında bir kimlik hikayesidir. Ritüellerin Gölgesinde: Güneşin İzini Silmek İnsanlık tarihi boyunca, beden üzerindeki lekeler birer sembol olarak görülmüştür. Antropolojik olarak, “temizlik”…
10 YorumGüzergâh Nasıl Yazılır TDK? Bir Antropoloğun Gözünden Dil, Kültür ve Yolun Anlamı Bir antropolog için kelimeler yalnızca iletişim araçları değil, toplumların dünyayı nasıl gördüklerinin de yansımalarıdır. Diller, tıpkı ritüeller gibi, toplulukların zaman ve mekân algısını şekillendirir. “Güzergâh” kelimesi de bu bağlamda yalnızca bir “yol”u değil, kültürel anlamda yolculuğun ritüelini anlatır. Fakat önce sorunun biçimsel yönüne bakalım: TDK’ye göre doğru yazımı “güzergâh”tır; “guzergah” ya da “güzergah” biçimleri hatalıdır. Ancak bu basit yazım meselesi, aslında çok daha derin bir kültürel sembolizmi içinde taşır. Yolun Antropolojisi: Güzergâhın Kültürel Kodları Antropolojik açıdan yol, sadece bir hareket hattı değil, bir ritüel alanıdır. İnsanlar yola çıkarak…
10 YorumZamanın Eşiğinde Bir Sorgu: 20266 Rumi Yılbaşı Ne Zaman? Bir Edebiyatçının Gözünden: Kelimenin Takvimi Zaman, bir yazarın elinde biçim değiştiren bir hikâyedir. Her kelime, geçmişle gelecek arasında kurulan köprünün bir taşını oluşturur. Bir takvim sayfası çevrildiğinde, yalnızca gün değişmez; insanın zamanı algılama biçimi de dönüşür. Rumi takvimi, bu dönüşümün edebî karşılığı gibidir — bir medeniyetin zamanı kavrama tarzını, göklerin ritmine uydurmuş bir dil. Peki, bu bağlamda 20266 Rumi Yılbaşı ne zaman? sorusu, yalnızca kronolojik bir merak mı, yoksa kültürel hafızanın yeniden hatırlanması mı? Rumi Takvimin Hikâyesi: Zamanın Edebî Versiyonu Rumi takvimi, adını Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’den değil, “Rûm” yani Anadolu coğrafyasından…
6 YorumÇocuk Mahkemesi Hangi Suçlara Bakar? Adaletin En Hassas Yüzü Giriş: Bir Siyaset Bilimcinin Güç ve Adalet Üzerine Düşüncesi Bir siyaset bilimci olarak sık sık şu soruyu kendime sorarım: “Adalet, güçsüzler için de geçerli mi?” Toplumsal düzen, çoğu zaman yetişkinlerin kurduğu kurallar etrafında döner; ama bu düzenin sınırlarını zorlayan, bazen de o sınırların dışında büyüyen bir kesim vardır: çocuklar. İşte çocuk mahkemeleri, bu karmaşık düzenin en hassas kurumlarından biridir. Çünkü burada mesele yalnızca “suç” değildir; aynı zamanda gelecek, umut ve toplumsal sorumluluk meselesidir. “Çocuk mahkemesi hangi suçlara bakar?” sorusu, sadece hukuki bir merak değil, siyaset biliminin derinliklerinde yankılanan bir sorudur: Bir…
8 YorumTürkiye’de Kaç Tane Geyik Var? Ekonomik Perspektiften Bir Değerlendirme Kaynakların Sınırlılığı ve Seçimlerin Sonuçları: Bir Ekonomistin Girişi Ekonomide, kaynakların sınırlılığı, insanların ve toplumların seçim yapma zorunluluğunu doğurur. Sınırsız ihtiyaçlar ile sınırlı kaynaklar arasındaki dengeyi kurmak, her zaman karmaşık bir mesele olmuştur. Geyiklerin Türkiye’deki sayısı da bu bağlamda önemli bir ekonomik soruya dönüşebilir. Özellikle biyolojik çeşitliliği korumak, tarım ve ormancılık gibi ekonomik faaliyetlerle dengede tutulmaya çalışılırken, bu kararların doğal kaynaklar üzerinde uzun vadeli etkileri göz önünde bulundurulmalıdır. Türkiye’deki geyik popülasyonu, yalnızca doğanın bir parçası olmanın ötesinde, ekosistem dengesi, turizm sektörü, ormancılık ve avcılık gibi birçok ekonomik faktörün etkileşimli bir sonucu olarak…
14 Yorum