Kolaykazanc okuyucularına özel bu yazımızda “İşteyken zaman nasıl geçer” hakkında pratik bilgiler sunuyoruz.
İşteyken Zaman Nasıl Geçer?
İzmir’in sıcağında, deniz kenarındaki kafelerde çalışmaktan rüya gibi bahsederken, iş hayatının gerçeklerinden konuşmaya başladım. “İşteyken zaman nasıl geçer?” sorusunun cevabını ararken, aslında kendimi bir çelişki içinde buluyorum: dışarıda deniz kokusu varken, ofiste zamanın nasıl geçmeye başladığını anlamadığım bir hafta içi sabahı.
Zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım her iş günümde biraz daha kayboluyorum. Şimdi anlatacağım, işteyken geçen zamanı anlamanın aslında nasıl bir ilüzyon olduğunu keşfetmekle ilgili olacak. Hazırsanız, başlayalım.
1. İlk 30 Dakika: “Ne Yapıyordum Ben?”
İşe başlamak, benim için tam bir bilinç kaybı anıdır. Tam olarak neye odaklanmam gerektiğini bilmeden, bilgisayarımın başında 10 dakika boyunca “Neyse, önce bir çay içeyim” diyerek kaybolurum. Hadi, kimse bana “Sen de mi ofiste çay içiyorsun?” demesin. Çay, bir ofis çalışanının ritüelidir, en başta gelen ilaçtır.
İlk 30 dakika içinde, bütün zihnim “Zaten bugünün işlerini yapmama gerek yok, belki hafta sonu rahat rahat yaparım” diye hayal kurar. Yani, 8:30’da iş başı yapıp 9:00’a kadar hiçbir şey yapmamak, ofisin gayri resmi yasalarındandır. “İşteyken zaman nasıl geçer?” diye soranlar, herhalde ilk 30 dakika sıfır verimlilikle geçiriliyordur. İşte o an, beynim “Hadi bakalım, ne zaman bir tatil planlasak?” diye kendi kendine konuşur. O an 9:00’a kadar 30 dakika geçer. Ama tabii, ben bu işin ustasıyım.
İç ses:
Beyin: Yine ne yapacaksın? Bir de şu e-posta kutusuna bak… ama sonra
Ben: Hayır, hayır! Bugün kendime saygı göstereceğim ve öncelikli işimi yapacağım. Hedefim 30 dakika!
2. 9:00 – 11:00: Sabırla Beklemek
Bu saatler, günün en sabırlı anlarıdır. O kadar sabırlıyım ki, duvar saatine bakarak bile vaktin nasıl geçtiğini anlamam. Ne zaman bir şey yapmaya başlasam, birden aklıma şüpheli bir anı gelir: “Bir zamanlar TikTok’ta bir video gördüm, acaba ona bir göz atsak mı?”
Ve bir bakmışsınız, 10 dakika boyunca “Bu TikTok videosunu izlemeden duramam!” diyerek vakit geçirmişim. Ama anlık mutluluklar, zamanın geçişini unutturur, öyle değil mi? Şu TikTok’u bir izlesem, sonra biraz iş yaparım, belki…
3. 11:00 – 12:30: Ofis Arkadaşlarının Diyalogları
Saat 11:00’e geldiğinde, işimin en verimli kısmı başlar: kahve molası! Evet, ofiste kahve içmek ciddi bir eylem. Çevremdeki ofis arkadaşlarım arasında kahve turları başlar, dedikodular yapılır, kim kiminle sohbet etti, yeni proje nerede? Tabii ki, bu konuşmaların %80’i “Zaman nasıl geçti?” sorusunun cevabıdır.
Bir arkadaşım her zaman saat 11:00’de şöyle bir espri yapar: “Benim en verimli saatim kahve içmek. Herkesin patronu var, benim de kahvem var!” İşte bu an, işin en çok konuşulan ama hiçbir anlam taşımayan kısmıdır. Kafeler, içindeki insanlarla gülmekten ve eğlenmekten geçer, ama ofis kahve makinası devreye girdiğinde…
İç ses:
Beyin: Hadi, biraz daha müzik aç… başka bir arkadaşımız aradı, ona da cevap ver, sonra kaybolacaksın!
4. 12:30 – 13:30: Öğle Yemeği ve O Kısa, Sıkıcı Sessizlik
Ve geldi çattı o an: öğle yemeği! İşte tam burada zaman hızla geçmeye başlar. Çünkü ne kadar zor bir işte çalışıyor olursam olayım, yemek molasında kimse ciddi kalmaz. Hem de hiç! Kimse iş hakkında düşünmez, herkes biraz daha stres atmak için yemek yer. Hatta iş yerinde yemek yerken bile, sanki dünyada başka hiçbir şey yokmuş gibi insanın aklı bir rahatlar. Ama sonra herkes yavaşça ofise geri döner, ve birden geri kalan 3 saat bir türlü bitmez.
Saat 13:30 olduğunda ofiste herkes bir anlamda uyur. Tabii ki gerçek anlamda uyumazlar ama uykusuz bir şekilde çalışırlar. Bunu herkesin yüzünde görürsünüz. Bir şeyler yapıyormuş gibi görünse de içeriden kopmuşlardır. İşte bu, günün bir geçiş noktasıdır. Şahsen, öğle yemeğinden sonra 3-4 saatlik zaman dilimi bana bir yüzyıl gibi gelir.
İç ses:
Ben: Hadi bakalım, öğle yemeği bitti, bir daha çayı doldur, hayır bir dakika… bu çay zaten bitti.
5. 14:00 – 16:00: Kapanış Zamanı Geliyor
Günün en zor kısmı, son iki saattir. Zihninizin tatil rüyaları, yapmadığınız işler ve iş yerindeki arkadaşlarınızın sızlanmaları arasında kaybolur. “Zaman nasıl geçer?” sorusunun cevabını gerçekten çözüyorum: Akşam mesai saati yaklaşırken, beynim tamamen kapanıyor.
Bütün bu stresin içinde tek bir çözüm buluyorum: “Bunu bugün yapmaya gerek yok. Yarın başlarım.” Tabii ki, 3 dakika sonra, “Zaman nasıl geçiyor?” diye düşünüyorum. Ama bir yandan da “Yarına bırakmasam mı?” diye kendimi kıskanıyorum. İki farklı versiyonum, aynı odayı paylaşıyor.
İç ses:
Beyin: Kapat bu interneti, iş yapacaksın…
Ben: Evet ama önce birkaç eğlenceli video izlesem olmaz mı?
6. 16:00 – 18:00: Bu Saat, Ofis Esprilerinin Saatidir
Sonunda o saat gelir: 16:00. Artık son düzlüğe gelmişimdir ve kimse beni durduramaz. Herkes yavaşça çalışıyor ama yine de kendi dünyasında, herkesin beyninde yavaş bir müzik çalmaya başlar. Aslında burada iş gerçekten biter. Bu saatte, ofiste birbirimize espriler yapmaktan başka hiçbir şey yapmak istemeyiz. Çünkü zaman… zaman ne de olsa bir anlamda geçiyor. Değişik sesler, değişik sohbetler. 18:00’e kadar ofiste işler hala devam eder ama bir şekilde herkes bu saatleri çaktırmadan geçiştirir.
—
Sonuç olarak, işteyken zaman nasıl geçer sorusunun cevabı, belki de bir çelişki. Bazen hızlıca geçerken, bazen o kadar yavaşlar ki sabır sınırlarını zorlar. Ama her halükarda, iş yerinde geçirilen zaman, hayatın başka bir evresi gibi. En azından eğlenceli anlar, bu zamanı bir şekilde geçirmemi sağlıyor. Bir gün, “işteyken zaman nasıl geçer?” sorusunu tam olarak çözersem, belki de başka bir blog yazısı yazarım.
Okuyucularımıza “İşteyken zaman nasıl geçer” konusunda faydalı bilgiler sunmaya çalıştık. Kolaykazanc ekibi olarak bizi okumaya devam edin!